Select Page

Troya Antik Kenti- Truva

Troya Antik Kenti- Truva

Troya Antik Kenti- Truva , tarihi M.Ö. 4800’lü yıllara kadar dayanan kadim bir yerleşim merkezidir. Günümüzde Kazdağları’nın, antik adıyla İda Dağının eteklerinde, Çanakkale ili sınırları içerisinde yer alan kent Homeros’un İlyada Destanı’nda anlatılan Truva savaşının geçtiği yerdir. Antik kent tarihi boyunca çeşitli medeniyetlere başkent, kutsal mekân, uygarlık ve ticaret merkezi olmuştur. Efsanelere göre büyük savaşların olduğu kadar, büyük aşkların ve aldatmaların da şehri olmuştur.

Troya Antik Kenti- Truva

Troya-Truva

Troya Antik Kenti- Truva 

Antik kent, Çanakkale ‘ye bağlı Tevfikiye köyünün batısında yer alan, “Hisarlık Tepesi” nde bulunur. Truva, ilk kurulduğunda Efes ve Milet antik kentleri gibi denize yakın bir liman kentidir. Hemen Çanakkale Boğazı’nın güneyinde yer alan kent, kıyılarına Karamenderes nehrinin taşıdığı alivyonlar nedeniyle denizden uzaklaşmış, ayrıca yaşanan doğal felaketler ve saldırılar sonrasında yeniden iskân edilmeyip eski önemini yitirerek terk edilmiştir.

Troya Antik Kenti- Truva hisarlik tepesi

Hisarlık Tepesi

Troya’nın ilk kurulduğu düşünülen bronz çağında önce, bu yerleşim yerine adını veren Troyalılar hüküm sürmüştür. Yine MÖ. bu bölgede Hititler, Akadlar, Asurlar, Akalar, Likyalılar, İyonlar, Frigler, Karyalılar, Urartular, Persler, Makedonyalılar, Pontuslar, Pergamonlar, Ermeni Krallığı, MS. da sırasıyla Roma İmparatorluğu, Bizans imparatorluğu, Anadolu Selçuklu Devleti, bazı beylikler, ardından Osmanlı imparatorluğu hüküm sürmüştür. Günümüzde de yurdumuzun sınırları içerisinde yer almaktadır. Kent, tarihi boyunca tam 9 kez yakılıp, yıkılıp yeniden inşa edilmiştir.

Troya Antik Kenti- Truva athena tapinagi

Athena Tapınağı

Troya, Athena tapınağı ile özdeşleşmiş bir antik kenttir. Kentte Perslerin egemenlik sürdüğü dönemde imparator I. Serhas’ın çıktığı Yunanistan seferinde, Çanakkale Boğazını geçmeden önce buraya gelerek tapınağa kurban sunduğu, aynı şekilde Büyük İskender’in de Perslere karşı giriştiği mücadele sırasında kenti ziyaret ederek zırhını Athena tapınağına bağışladığı tahrihsel kaynaklarda yer almaktadır.

Troya veya Truva Hitit kaynaklarında Vilusa adıyla anılmaktadır. VI. ve VII. Troya dönemi olduğu kabul edilen bu dönem Troya’nın yani Vilusa’nın da en parlak dönemi olmuştur.  Arkeologlara göre MÖ. 1200’lü yıllara tarihlenen bu süreçte Vilusa önce bir iç savaşla karşı karşıya kalmıştır. Ardından dışarıdan gelen büyük bir saldırı karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştır. Bu korkunç savaşta evler, saraylar, tapınaklar talan edilmiştir. Ama bu savaş Homeros’un İlyada Destanı’nında sözü edilen savaş değildir.  Bu savaşın deniz kavimlerinin akını sonucu yaşanan bir savaş olduğu konusunda arkeologlar hemfikirdir. Homeros’un Troya için yapılan birçok savaşı, tek bir savaşmış gibi kurgulayarak destanlaştırdığı düşünülmektedir.

1870 yılında amatör bir arkeolog olan Heinrich Schliemann tarafından yapılan kazılarda antik kent keşfedilmiştir. Ancak o dönem elde edilen tarihi buluntular ve hazineler Almanya’ya kaçırılmış, 2. Dünya savaşı sırasında da bir kısmı Rusların eline geçmiştir. Günümüzde bu eserlerin bir kısmı Türkiye’de, bir kısmı Almanya’da bir kısmı da Rusya’da olmak üzere çeşitli müzelerde sergilenmektedir.

Troya Hazineleri

Esasında bir tüccar olan Heinrich Schliemann büyük ölçüde Homeros’un İlyada Destanı’ndan yola çıkarak Çanakkale Hisarlık Tepesi’ne gelir. Burada yaptığı kazılarda Troya’yı ve hazinelerini gün yüzüne çıkarır. Kazılardan elde edilen ziynet eşyaları Troya II döneminin kuyumculuk zanaatında ileri düzeyde olduğunu ortaya koymaktadır. Zanaatkârlar o dönemde  %96 altın içeriğine sahip hammadde ile ziynet eşyaları ve kaplar üretmektelermiş. Bugün Moskova Müzesi’nde sergilenen ‘Çift Kulplu Kupa’ o dönemden günümüze ulaşan en önemli örneklerden birisidir. Zanaatkarların ince işleme konusunda ne kadar başarılı oldukları yine 5 mm çapında yapılmış olan altın incilerde de görülebilmektedir.

Troya Antik Kenti- Truva troya hazineleri

Troya Hazineleri

Truva’nın ortaya çıkarılmasında Schliemann’ın katkısı bir yana arkeolojik dokuya ve buluntulara verdiği zarar da bir o kadar büyüktür. Soğan katları gibi 9 kat üst üste geçmiş olan Antik Kent kalıntıları Schliemann’ın açtığı çukurla iç içe geçmiş ve birbirine karışmıştır. Bu çukur bugün hala ibret olsun diye ‘Schliemann’ın Yarması’ denilerek olduğu şekliyle korunmaktadır.

Antik kent 1998 yılından bu yana ‘Unesco Dünya Mirası’ listesinde yer almaktadır.

Truva Efsanesi Ve Truva Atı

Efsaneye göre Truva şehrinin kralı Priamos’un oğlu Paris, Menelaus’un genç ve güzel karısı Helen’e âşık olur ve onu Truva’ya kaçırır. Helen Sparta Kralının kızıdır ve Agamemnon’un kardeşi Menelaos ile evlidir. Bu evliliğin ardından Helen’in babasının isteği üzerine Menelaos Sparta Kralı olmuştur. Bunun üzerine Menelaos Truva’ya savaş ilan eder. Savaş 10 yıl sürer, askerler yorgun ve de yılgındır ama şehir bir türlü işgal edilememektedir.

Troya Antik Kenti- Truva truva ati

Truva Atı

Üstün zekâsı ve savaşçılığı Athena tarafından takdir edilen Odysseus, tahtadan bir anıt at yapıp Truvalılara hediye etmeyi önerir.  Amaç yapılacak bu atın içerisine seçkin askeri bir birlik yerleştirip Truva’nın kalesinden içeri sokabilmektir. Odysseus’nin önerisi herkes tarafından onaylanır ve hemen atın imalatına başlanır. Anıt at kısa sürede tamamlanır, içerisine askerler ile birlikte Odysseus’de saklanır ve savaşı bitirme ve barış yapma hediyesi olarak Truva kalesine bir asker eşliğinde gönderilir. Ordunun geri kalan kısmı gemilerine dolup Bozcaada’nın arkasında saklanarak görünmez olmuşlardır.

Truvalılar ortada Akha (Homeros’un İlyada’sında Yunan halkları için kullanılan ortak isimdir.) askerlerini göremeyince onların geri çekildiğini düşünerek meşhur Truva atını içeri alırlar. Truvalılar savaş bittiği için memnundurlar. Geceyi kutlamalarla geçirirler. Ordu sarhoş ve yorgun bir halde uykuya dalarken, Akha askerleri atın içinden çıkarak, kale kapılarını ordunun geri kalanına açarlar ve Truva’ya saldırırlar. Ordu yeniden toparlanıncaya kadar büyük bir kıyıma uğrar bu arada Paris de ölür. Akhalar şehri yakar yıkar ve sonunda hile ile de olsa ele geçirirler.

Akıllıca bir oyun sonucu Truva’ya giren Akhalar Truvalılara karşı kazandıkları zaferin ardından Helen’i de yanlarına alarak yurtlarına geri dönerler.

 

İstanbul’un Fethi Truva’nın Rövanşıdır!

Fatih Sultan Mehmet okuma ve öğrenmeye çok meraklı bir padişahtı. Topkapı Sarayında orijinal kitapların koleksiyonundan oluşan 587 eserlik bir kütüphanesi bulunuyordu. Bu koleksiyonda Bizans dönemine ait eserler, Latince, Farsça, İtalyanca el yazmaları da yer alıyordu. Bunlardan 4 tanesi de Homeros’un İlyada Destanı’nı oluşturan ciltlerdi. İlyada Destanı Fatih’i o kadar etkilemişti ki yanına vakanüvisi Kritovulos’u da alarak Truva’ya gitti. Stratejik önemini, denize olan konumunu yerinde gördü ve kalıntıları inceledi. Hatta fetihten sonra Papa II. Pius’a ‘İstanbul’un Fethini Truva’nın bir rövanşı olarak’ gördüğünü yazdı.

Aynı şekilde Sabahattin Eyüboğlu ‘Mavi ve Kara’ adlı denemelerini  topladığı kitabında Yunanlara karşı Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Mustafa Kemal Atatürk’ün, yanındaki bir subaya ‘’Dumlupınar’da Truvalıların öcünü aldık’’ dediğini iddia eder.

Troya Antik Kenti- Truva Troya müzesi

Troya Müzesi

Troya Müzesi

Kültür Bakanlığı tarafından Troya Antik kentinden elde edilen buluntuların sergilenmesi amacıyla bir müze yapılması planlanmaktadır. Bu amaçla düzenlenen “Troya Müzesi Mimari Proje Yarışması”, 2011 yılı Mayıs ayı sonunda tamamlanmıştır. Müzenin yapılmasıyla dünyada 44 farklı koleksiyon olarak sergilen Troya eserlerinin tek bir yerde sergilenmesine imkân bulunacağı ve müzenin yurt dışındaki Troya kökenli eserlerin, Türkiye’ye iadesinde bir araç olabileceği belirtmiştir.

Unesco Dünya Mirası Listesi Türkiye’ de yer alan diğer tanıtımlarımız için linklerimize tıklayabilirsiniz!

Kapadokya-Göreme 

 

About The Author

jasmin

Okumayı, araştırıp öğrenmeyi seven bir kişi olarak;''Bildiğini bildirmek!'' sorumluluğundan hareketle, hayatla ilgili tecrübelerimden edindiğim birikimi insanlarla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Hayatta maddi olan bir şey paylaşıldığında, bir taraf artarken diğer taraf eksilir. Oysa ki, ''bilgi paylaşıldıkça artar''.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir