Tomris Hatun Kimdir?

Bugün sizlere Tomris Hatun’dan bahsetmek istiyorum.

Tomris Hatun, Saka-İskit Türklerinin ilk kadın hükümdarı ve aynı zamanda Ulu Kağan Alper Tunga’nın yeğenidir.

Tomris Hatun zekası ve yaptıkları ile bizlere ‘tam da Alper Tunga’nın yeğeni’ dedirtecek ölçüde işler başarmıştır. Karakter olarak birbirine çok benzeyen bu iki büyük lider her bakımdan Türk tarihi için bir mihenk taşı olmuşlardır.

Tomris Hatun ordusuna Başkumandanlık edebilecek bilgi, beceri ve askeri zekâya sahip bir liderdi. O günün koşullarında savaşlarda saldırıya yönelik bir strateji uygulanmasına rağmen, Tomris Hatun ordusunu savunma taktikleri ile eğitiyordu. Günümüzde gerilla taktiği olarak adlandırılan bu sistemi kullanan Tomris Hatun kendisinden nitelik ve sayıca üstün düşman ordularına bu şekilde ağır kayıplar verdirebiliyordu. Bu da onun yaşadığı dönemin ne kadar ilerisinde bir görüşe sahip olduğunu anlamak bakımından son derece önemli bir göstergedir.

Tomris Ve Kiros’un Savaşı

Persler ve Sakalar arasında uzun zamandır süre giden savaş halen devam etmekteydi ve savaşın üstün tarafı Persler olarak görülmekteydi.

Dönemin Pers hükümdarı kana susamış Kiros idi. Türk topraklarına sürekli olarak düzenlediği akınlardan hep eli boş dönüyor ve bu da onu her defasında daha da fazla hırslandırıyordu. Tomris Hatun uyguladığı savunma stratejisi gereği; vuruyor düşmanın dikkatini dağıtıyor ve geri çekiliyordu.  Bunu sürekli tekrarlayarak Pers ordusunu gittikçe bitkin düşüyor ve moral kaybetmelerine sebep oluyordu.  Pers kralı Kiros ordusunu yeniden toparlamak için ülkesine geri dönme kararı almış, ardından da Tomris Hatun’a eğer onunla evlenirse Sakalarla uğraşmayacağı haberini göndermişti. Bunun bir hile olduğunu bilen Tomris Hatun, Kiros’un bu teklifini geri çevirmişti. Reddedilen Kiros ise daha da hiddetlenmiş, büyük bir ordu kurarak,  son bir sefer düzenleyip Saka topraklarını ele geçirmeyi planlamıştı. Savaş yeniden alevlenmiş, Tomris Hatun’da vur kaç sistemi ile topraklarını savunmaya etmekteydi. Fakat Tomris Hatun’un kafasında başka bir plan daha vardı. Türk atlılarına rahat manevra yapabilecekleri uygun bir savaş alanı bulup Persleri hiç beklemedikleri bir biçimde yerle bir etmek.

Tomris Hatun istediği gibi bir alan bulmuş ve oraya Pers ordusunu çekmeyi başarmıştır. Aralarında birkaç km. kalan ordular günün batması ile dinlenmeye çekilmiştir. Kiros ise yine bir hilenin peşindedir. Sakalara yakın bir çadır kurduracak içine kadınları ve şarapları koyacak ve bu şekilde Sakaları tuzağa çekecekti. Çadırı kurdurmuş ve beklediğini de almıştı.  Tomris Hatun’un oğlu yanına birkaç adamını alarak çadırı basmış, içeride bulunan birkaç Persi öldürüp şaraba ve eğlenceye dalmıştı.  Tam da bu sırada Kiros’un planladığı gibi suikastçılar içeriye girip onu ve adamlarını öldürmüşlerdi.  Bu haber kendisine ulaştığında Tomris Hatun elbette çok üzülür ancak asla savaşmaktan vazgeçmez. Hain Kiros’a; “Seni susadığın kanlara doyuracağım Kiros.”diye bir haber gönderir.  Ertesi gün iki ordu amansız bir savaşa tutuşur. Tomris Hatun’un seçtiği ova, Türk atlıları için çok büyük bir avantaj sağlamaktaydı.  Az sayıda olmalarına rağmen düz bir ova da savaş verildiği için Türk atlıları üstün durumdaydı.  Savaş sonunda Sakalar galip gelmişlerdi.  Tomris Hatun hem Ulu kağan Alper Tunga’ya yaraşır bir yeğen olduğunu göstermiş hem de sözünü tutmuştu. Kirosu öldürdükten sonra kafasını keserek şarap dolu bir fıçıya atarak; “oğlumu öldürdüğünde bu kan rengi içkinle hileni yapmıştın, sırada o susadığın kanı içmek var” diyerek verdiği sözü yerine getirmiştir.

Bunca olayı anlatmamın nedeni, ‘Türk Kadını’nın, emrindeki ordulara Başkomutanlık yapabilecek, dev orduları yenebilecek akıl, bilgi ve beceriye sahip olduğunu ve verdiği sözleri tutmak uğruna en büyük acıları göğüsleyebilecek karakterde olduklarını, yaşamış bir Kadın Hakan üzerinden göstermektir.

Hilmi Ulaş Koçak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sosyal Hesaplarımız