Mutluluk ve Kronik Mutsuzluk

Mutlu olabilmek için, gereken güç bizde, kendi içimizde. Başkalarının bizi mutlu etmesini beklemek, dökme suyla değirmen döndürmeye benzer. Aslında bu o kadar da kötü değil; bir başka açıdan düşünürsek, bu ’hepimiz için umut var’ demektir. Aynı havayı soluduğumuz milyarlarca insan ile birlikte yaşıyoruz bu yeryüzünde ve onlardan milyonlarcası da mutlu olmayı başarabiliyor. Yani herkesin mutlu olabilme şansı var.

Mutluluk elbette ki güzel bir şey, motive edici, bağlayıcı, kendine güveni artırıcı birçok pozitif etkisi var. Herkes mutlu olmak ister, ama şu da bir gerçek ki; bu hayatta mutsuzluk da var ve o da en az mutluluk kadar hayatın bir gerçeği. Önemli olan ‘ne sıklıkta ve ne kadar süre ile mutlu insanlar popülasyonuna dahil olabildiğimiz.’

Bazı insanlar kronik olarak mutsuzdurlar, adeta mutsuzluğa teslim olmuşlardır. Bu olumsuz duygudan kurtulmak için çareler aramak şöyle dursun, bir tarafı ile mutsuz olmayı yaşam şekli haline getirmişler ve içten içe bu durumdan zevk alır hale gelmişlerdir. Gerçekten de literatürde kronik mutsuzluk diye bir tabir var. Ben de bugünkü yazımda özellikle bu iki tip insan karşılaştırması üzerinde durmak istiyorum. Kim bilir, belki de farkında olmadan kendimizi bu olumsuz duygunun içerisine hapsetmişizdir. Amacım kişinin kendi ruh dünyasına bir pencere açmasına yardımcı olmak ve kişisel bir farkındalık yaratmak.

Problemin değil, Çözümün bir parçası olun:

Hayatın mutlu tarafında olmayı tercih eden insanlar zaman zaman zorlukların olabileceğini ve böyle zamanlarda kendilerini bir ‘kurban’ olarak görmektense, karşılaştıkları zorluklar karşısında mücadele etmeyi seçerek bir an önce mutluluğa geri dönmeyi amaç edinirler. Bu durumun üstesinden gelebilmek için,  sorumluluk alırlar ve yapılması gerekenlere konsantre olarak işleri kendileri için daha basit bir hale getirirler. Mutlu bir insan, bir sorunla karşılaştığında, problemin değil çözümün bir parçası olmaya gayret eder.

Kronik olarak mutsuz olan insanlar ise hayata dair bir zorlukla karşılaştıklarında hemen kurban psikolojisine girerler. Yaşadıkları evren dahil, her şeyi ve herkesi kendisini mutsuz etmekle suçlarlar. Bu nedenle de, sorunlara çözümcü olarak yaklaşamazlar çünkü kendilerini yaşadıklarından sorumlu tutmak, yaşananlarda bir payları olduğunu düşünmek akıllarının ucundan bile geçmez. Sorunlar büyüdükçe büyürken onlar da kendi dünyalarına çekilip acılarını yaşamayı tercih ederler.

Önce Kendinize; Sonra Etrafınızdaki İnsanlara Güvenle Yaklaşmayı Öğrenin:

Mutlu insanlar öncelikle kendilerine güvenirler, sonra sosyal yaşamda iletişim içerisinde bulundukları insanlara karşı ön yargısız ve güvenle yaklaşırlar. Sağlıklı bir muhakeme yeteneğine sahip olmak gerçekten de mutlu olmak için en önemli koşullardan biridir. Mutlu bir insan yeni tanıştığı kişilerle çabucak kaynaşabilir ve samimi ilişkiler kurabilir. 

Mutsuz yaşam şekli kronikleşmiş olan insanlar, tanıştıkları kişilere ‘güvenilmez’ oldukları önyargısı ile yaklaştıkları için, yakın ilişki kurmaktan çekinirler. Ve maalesef ki bu yaklaşımın bir sonucu olarak mutsuz insanlar, hayata açılan kapılarını yavaş yavaş kapatırlar ve kendi dünyalarında mutsuzluk içerisinde yaşamaya devam ederler.

Dünyada neyin 'doğru/iyi' olduğundan ziyade, neyin 'yanlış/kötü' olduğuna odaklanırlar.

Kötü ve Yanlışa Değil, Doğru Ve İyiye Odaklanın:

İçinde bulunduğumuz çevrede ve zamanda birçok olumsuz, yanlış ve kötü olayların olduğu bir gerçek. Elbette ki bunları görüyoruz, birebir yaşıyoruz ve biliyoruz. Her gün en azından bir gazete okuyan ya da televizyon izleyen herkes için dünyanın ne kadar korkunç bir yer haline geldiğini görmek hiç zor değil. Ancak güzel ve iyi şeylerde yaşanıyor dünyamızda; daha birkaç gün önce mahalle halkının, itfaiye erlerinin AKUT’un ve hayvan severlerin duyarlı ve iyi niyetli çabaları sonucunda tam 10 gün süren bir çalışma ile kuyuya düşen yavru köpek kurtarılmadı mı? Hepimiz insanlık hala ölmedi iyi ve güzel şeyler de oluyor bu hayatta demedik mi?Kötü olaylar çok ve maalesef olacakta ,ama o iyiye ve güzele baktığımız pencereyi asla kapatmamalıyız.

Kronik olarak mutsuz olmayı tercih eden insanlar, o güzelliklere pencerelerini çoktan kapatıp perdelerini de sıkıca çektiler. Onların olup bitmekte olan güzel şeyleri görmesi çok zor artık kötülüklere olan inanç ve korkuları bütün güzellikleri algılayabilmelerinin önüne geçti.

Kıskanmayın, Hak etmek için Çabalayın:

Kronik olarak mutsuz olan insanlar, genellikle kendilerinin hak ettiğine inandıkları iyi talihi ve güzellikleri diğer insanların çaldıklarına, aslında onların kendilerine ait olduğuna inanarak kıskançlık duyarlar. Bu tip insanlar aslında, kendilerinin sahip oldukları nitelikleri görmezden gelerek, kendi mutluluklarını engellerler.

Mutlu insanlar ise iyi bilirler ki, bu dünyada yeterince iyi talih vardır ve herkes hak ettiği kadarına sahip olur. İyi şeylere sahip olmak için çalışmak ve emek sarf etmek gerekir. Toprak, kendi haline bırakılır, bakılmazsa orada ayrık otları dikenler büyür. Onların orada yetişmesi için bir çabaya gerek yoktur. Kendiliklerinden yetişirler, dağılırlar ve bütün tarlayı istila ederler. Ancak toprağa bakılırsa, sürülür, gübrelenirse o tarlaya siz ne ekerseniz ekin o size karşılığını misliyle verecektir. İsterseniz siz bir fidan ekin, o size karşılığında bir orman versin; isterseniz bir gül ekin size bir gül bahçesi bahşetsin. Mutlu insanlar bunun farkındadırlar ve bu nedenle kendilerini başkalarıyla kıyaslama hatasına düşmezler, emek verir, çalışır ve hak etmek için uğraşırlar.

Detaylarda Kaybolmayın, Bütüne Konsantre Olun:

İnsanın hayatını bütünüyle kontrol altında tutmaya çalışmasıyla, ulaşmayı amaçladığı hedeflere doğru ilerlemesi arasında önemli bir fark vardır. Mutlu insanlar kendilerine koydukları hedeflere sağlam adımlarla yürürler ve başarıya ulaşırlar. Amaçları hayatlarındaki her detayı kontrol etmek değil, yalnızca hedefledikleri noktaya ulaşmaktır. Mutlu bir insan bilir ki, bir bireyin hayatını tamamen kontrol etmesi ve her şeyin mükemmel olması mümkün değildir çünkü yaşamlarımızda bizim kontrol alanımızın dışında gelişen onlarca şey vardır.

Kronik olarak mutsuz olan insanlar bu gerçeğin farkında değildirler. Daima umutsuz ve bıkkın bir bocalama içerisinde detaylarla uğraşarak didinir dururlar. Mutsuz bir insan için mutluluğun yolu kontrolden ve olaylara hâkimiyetten geçer ve bu yüzden kontrol tedirgini olup çıkarlar. Parçalar ile uğraşmaktan, detaylarda kaybolurlar ve bütünü her defasında gözden kaçırırlar.

An’ı Yaşayın:

Kronik mutsuzluğu yaşam şekli haline getirmiş olan insanlar, asla bugünü yaşayamazlar. Ya geçmişle ilgili halledemedikleri takıntıları, ya da gelecekle ilgili endişe ve kaygıları vardır. Ne düne dair ağlayıp sızlanmaları biter, ne de geleceğe dair olumsuz beklentileri. Oysaki dün ve yarın ile uğraşırken, bu günü yaşamayı kaçırdıklarının farkında bile değildirler.

Mutlu bir insan aynı zamanda gerçekçi de bir insandır. Hangi konuda ne derece korku veya endişe duyması gerektiğini muhakeme edebilir ve işlerin kötü gitmemesi için elinden gelen her şeyi yapmaya odaklanır. Tabii ki, mutlu insanlar için de gelecekte işlerin ters gitme olasılığı vardır; fakat onlar, bu olasılığa takılıp kalarak endişe içerisinde beklemek yerine, onu en aza indirebilmek için mücadele ederler. Mutlu insanlar an’ı yaşarlar. Gelecekle ilgili duyguları her şeyin daha da iyiye gideceğine olan inançlarını kuvvetlendirmek üzerinedir. Onlar daima etraflarına pozitif enerji yayarlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sosyal Hesaplarımız