Ergen-Aile İletişimi

Çocuklarımızın ergenlik dönemleri biz anne-babalar için, onlarla iletişim kurma açısından, oldukça sıkıntılı süreçlerdir. Ergen için ergenlik dönemi, hayatlarına getirdiği fiziksel, duygusal, ruhsal ve sosyal değişimlere adaptasyon sorunlarının yarattığı zorluklarla mücadele ile geçerken, ebeveynler için ise her açıdan farklılaşan çocuklarını anlamaya çalışmakla geçmektedir. Aslında bu süreç ebeveynlerden çok çocuklar için zordur. Zira onlar bu yabancı süreçte, hem kendi içlerinde, hem de çevrelerinde sosyal ilişkilerde bulundukları kişiler ile (ki bu en yakınları olan anne ve baba için geçerlidir)birçok konuda çelişki yaşarlar. Bu geçiş döneminde, ebeveynler birçok yanlış davranışta bulunabilirler. Esasında, iyi niyetle ve doğru olduğu düşünülerek ergene karşı sergilenen yanlış tutumlar her ailede farklılıklar gösterebilir. Bu durumdan mağdur olan ailelerin, çocukları ile iletişimsel sorunları farklılıklar gösterse de, hemen hemen hepsinde ortak olan sorun, “anne ve babanın birbirine karşı olan tutumu” ve “ebeveynlerin çocuğa karşı olan ortak tutarlılıkları” ile ilgili olduğu gözlemlenmektedir.

Bu nedenle, ergenlik dönemi aile ilişkilerini, iki ana başlık altında ele almak daha doğru olacaktır.

“Anne-Baba-Çocuk” arasındaki iletişim üçgeninde;

  • Ebeveyn-çocuk ilişkisi,
  • Anne-çocuk ile baba-çocuk ilişkisi,

Ayrıca:

  •  Anne-baba arasındaki tutarlılığı ele almak gerekir.

Aile Bireyleri Arasında Dikkat Edilmesi Gereken Temel Davranışlar:

  • Kişilerin kendilerini rahat ifade edebilmeleri için aile bireylerinin her biri arasında kaliteli bir iletişim ortamının kurulabilmiş olması, bir birilerini anlamak noktasında olmazsa olmaz kuraldır.
  • Anne ve babanın aile içerisindeki sorumluluk alanları kesin çizgiler ile ayrılmış olmalı ve aile içerisinde anne ve baba rollerinin, çocuğun anlayabileceği şekilde açık, net ve tutarlı olması gerekli. Anne ve baba aileyi ortak bir liderlik anlayışı içerisinde, net ve tutarlı mesajlar vererek yönetmelidir.
  •  Otoriter davranış sergilemek ile aile içerisinde ebeveyn otoritesinin olması, birbiriyle karıştırılmamalıdır. Çocukların, idarenin anne babada olduğunu algılaması iletişimin kalitesi açısından oldukça önemlidir. Ancak burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, aile bireylerinin uyması gereken kuralları katı bir dille anlatmak yerine anne ve babanın rol model olarak tutarlı davranışlarla örnek olmalarıdır.
  • Sorumluluk sahibi olmak son derece önemli bir meziyettir, aile içerisinde de her birey kendi davranışlarının sorumluluğunu taşımayı öğrenmelidir. Hangi yaşta, hangi konumda olursa olsun her birey hata yapabilir. Esas olarak ergenlik sürecinde çocukları hayal kırıklığına sürükleyen en önemli ayrıntı da budur: Ergenlerin gözünde daima mükemmel olan anne ve babanın da hatalar yapabileceği ve zannettikleri kadar mükemmel olmadıklarını fark etmeleri… Çocukların bu dönemlerinde hata yapmaları, onların sürekli aynı hataları tekrar edeceği ya da kötü bir insan oldukları anlamına gelmez. Yaptıkları hatalardan kendi paylarına düşen kısımda sorumluluk almaları ve hatalarının sebep olduğu etki ve sonuçları fark edebilmeleri bu süreçte çok önemlidir. Ergenin bu aşamaya gelebilmesi için, anne ve babanın doğru rol model olması çok önemlidir.
  • Aile bireylerinin birbirleri arasında ve sosyal hayatta iletişim içerisinde bulundukları insanlara karşı saygılı olmaları çocukların gelişim süreci içerisinde  ‘olumlu model olmak’ açısından çok önemlidir. Bu tür saygın davranışlar ileride çocuğun karakterinde yer edecek önemli kazanımların yerleşmesine etki edecektir.
  •  Anne ve babasından yeterli ilgi göremeyen çocuklar, yok sayıldıkları duygusuyla, ilgi ve sevgiyi başka yerlerde ararlar, bulamadıklarında ise öfkeye kapılırlar. Bu öfke ergeni karamsarlık ve içe kapanıklığa sevk eder. Etraflarında bulunan insanlarla uyumsuzluk ve geçimsizlik sorunlarının oluşmasına sebep olur.”Anne ve babam bile beni sevmiyorsa, kimse beni sevmez, ben sevilmeye değer biri değilim” endişesi ile özgüven kaybına uğrarlar.
  • Bazı anne babalar çocukları ile daha yakın ilişki kurabilmek için ana-babalık rollerinin yerine arkadaşlık ilişkisi içerisinde bulunmayı koyarlar. Böyle ilişkilerde mesafeyi ayarlamak ve korumak son derece zordur. Bazen bu tür bir yaklaşımlar fayda yerine uzun vadede zarar getirir. Çocukların o yaşlarda ve sonrasında birçok farklı arkadaşı olabilir ancak sadece bir anne ve babaları olduğu asla unutulmamalı ve o doğrultuda hareket edilmelidir.                      
  • Hangi yaşta olursa olsun, tüm çocuklar anne babaları tarafından sevilmek ihtiyacını hissederler. Pek çok anne baba, her açıdan kendini iyi bir ebeveyn olarak tanımlasa da, çok önemli bir noktayı göz ardı edebilir: “Sevgimizi iyi ifade edebilmek”. Sevgimizi otorite maskesi ardına saklayarak, göstermekten kaçınmamız ve bunun zaman içerisinde kişiliğimizin bir parçası haline gelmesi, ileride telafisi çok zor duygusal hasarlara sebep olabilir. Oysa her bireyin yaşı kaç olursa olsun sevildiklerini bilmeye hissetmeye ve görmeye ihtiyaçları vardır. Aile üyelerinin birbirlerine olan sevgilerini ve yakınlıklarını sözsel ve davranışsal olarak ifade etmeyi öğrenmeleri çok önemlidir.

Aile içerisinde özellikle dikkat edilmesi gereken bu temel davranışların dışında, ebeveynlerin ergenlik sürecinde hatta ömürleri boyunca çocuklarıyla doğru ilişki kurmalarını sağlayabilecek birkaç detaya daha başlıklar halinde değinmekte fayda var.

– Konuşma talebi çocuğunuzdan gelirse diyaloga geçmek çok daha kolay olacaktır:Konuşmak için her iki tarafında istekli ve hazır olması gerekir.Ancak çocuk konuşmak istemiyorsa zorlanmamalı, fakat net mesajlarla kendini hazır hissettiği bir zamanda bu konuşmanın mutlaka yapılması gerektiği belirtilmeli ve baskı ve ısrardan özellikle uzak durulmalıdır.

– Çocuğunuzla diyalog kurarken kendiniz olun: Çocuğunuzla konuşurken her iki tarafında kendisini rahat ve samimi hissetmesi, kendini doğru ifade edebilmesi açısından çok önemlidir. En doğal haliniz ile olduğunuz gibi konuşun. Yakın ve anlayışlı görünmek için, samimi duygularınızı yansıtmayan yapmacık davranışlara kesinlikle girmeyin.

– Çocuğunuza bir konu hakkındaki düşüncelerinizi ifade ederken dürüst olun: Kırmayım, üzmeyim diye hiçbir zaman yanlış bulduğunuz bir şeye doğru demeyin.

Ergene, cevap vermesini istediğiniz konularda yüreklendirici sorular sorun: Çocuğunuza yaklaşırken suçlayıcı ya da yargılayıcı ifadelerde bulunmayın. Örneğin, çocuğunuza, “Neden bu kadar kabasın, inatçısın, tembelsin? Kime çektin bilmem ki?” gibi sorular sormanız, çocuğunuzun kendisini size karşı savunmaya almasına ve agresif tutum takınmasına sebep olur. Çocuğunuzla daha kaliteli bir iletişim kurmak için sorularınıza, … Bu konuda senin fikrin ne? Sence bunun sebebi ne olabilir? Gibi onun kendi fikirlerini rahatlıkla ortaya koyabileceği yapıcı girişler yapmak fikirlerine değer verildiğini anlaması açısından çok önemlidir.

– Çocuğunuzun kendisini rahatlıkla ifade edebilmesine izin verin: Bazen anne babalar çocuğa bir şey sorduklarında onların cevabını beklemeden, başka bir soru sormaya, hatta cevaplarını da kendileri vermeye başlarlar ve bu diyalog olmaktan çıkar ve bir monoloğa dönüşür. İşte bu noktada iletişim kopar ve o ergeni bir daha konuşmaya ikna etmek çok daha zorlaşır.

– Ders vermekten daima kaçının: Bizlerin en çok sevdiği anne ve babalar olarak her konuşmamızda geçmişi yâd etmektir: “Ben senin yaşındayken…”,”Bizim zamanımızda böylemiydi? … Bu şekilde söze başladığınızda, ‘annem babam yine nutuğa başladı’ algısıyla sizi dinlemeyecektir bile. Bunun yerine kendi hissiyatınızı açıklayıcı ifadeler kullanın”…bu şekilde tavır alman beni üzüyor.”ya da ”…yaptığına kızıyorum.”gibi.

–Konuşmalarınızda önce çocuğunuzun yetenek ve niteliklerine vurgu yapın, sonra sorumluluklarından söz edin: Söze girerken çocuğunuzun olumlu özelliklerini vurgulayarak başlamak, onun sizi dinlemesi ihtimalini artırır. Ergenin kusurları, hataları olduğu gibi, mutlaka övülecek güzel nitelikleri de vardır. Bu olumlu özelliklerin annesi, babası ve yakın çevresi tarafından fark edildiğini bilmek ergeni gururlandırır ve olumlu davranışlarını sürdürmesini hatta çoğu kez yanlışlardan uzak durmasını sağlar.

– Ergenin söyledikleri ile davranışları arasındaki farka dikkat edin: Ergenler içinde bulundukları zor süreç gereği çok radikal fikirlere sahip olabilirler ve bu fikirlerini açıkça ifade ederek ana-babalarını endişeye sürükleyebilirler. Bu gibi durumlarda, onların bu fikirlerini telaş ve panikle karşılar, ani tepkiler verir, fikirlerini sert bir tutumla eleştirir ya da küçümserseniz, aranıza kocaman bir iletişim uçurumu sokarsınız. Burada dikkat edilmesi gereken detay, ergenin düşüncelerinden çok, davranışlarıdır. Yani bu düşünceleri davranışa dönüşüyor mu dönüşmüyor mu? Burada ebeveynlerin fevri davranışları istenmeyen iletişim bozukluklarını beraberinde getirir,bu gibi durumlara meydan vermemek için  ana-babaların sabırlı olması ve ergeni çok iyi gözlemlemesi gerekir.

 – Çocuğunuzun size olan güvenini sarsmamaya azami dikkat gösterin: Güven karşılıklı ilişkilerde çok önemli bir yere sahiptir hatta belirleyici unsurdur. Çocuğunuzun size güvenini sarsmamak için; size söylediklerine değer vermeli ve onu anlamaya çalışmalısınız, onun anlattıkları ile asla alay etmemelisiniz. Aile içerisinde de sosyal hayatta da kurulan iletişimin temelinde güven duygusunun olması, pek çok olumlu duyguyu ve davranışı da beraberinde getirir.

Son olarak, etkili bir aile içi iletişim için;

  •  Çocuklarınız ile empati kurun,
  •  İyi bir dinleyici olun,
  • Sevginizi koşulsuz gösterin,
  •  Tutarlı davranın,
  •  Olumlu bir rol model olmaya gayret edin.

Buket Uzuner ”TOPRAK” adlı kitabında, ”ergenlik, bir bakıma çocukluk denilen cennetten atılmak olduğu için insanın öfkesinin en şiddetli olduğu dönemidir.”der… Bu süreçte ebeveynlere en gerekli şey sağduyuyu elden bırakmadan bolca sabır göstermektir.

Sevgiyle kalın, zira sevgi her şeye çaredir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sosyal Hesaplarımız