NERGİSİN GÜZELLİĞİNDEN UZAK NARSİSİZM

Caravaggio, Narcissus

EKHO VE NARKİSSOS

Hera’nın lanetlediği Ekho, yeryüzüne gönderildiğinde avcı Narkissos’u görür ve aşık olur. Fakat Narkissos onu reddeder. Karşılıksız aşkından eriyip ölen Ekho’dan geriye kemiklerinden kayalar, kayalarda ise “ekho” dediğimiz yankıları kalır. Olimpos Dağı’nda oturan tanrılar Narkissos’a öfkelenirler ve cezalandırmak isterler. Av iznindeki Narkissos susar ve yorgun halde bir nehrin kenarına yaklaşır. Su içmeye yeltendiğinde suda kendi yansımasını görür. Güzelliği karşısında kayıtsız kalamaz ve kendine aşık olur. Aşkından Ekho gibi kendini kaybeder ve günden güne erimeye başlar. Ne nehirden su içer ne bir lokma koyar ağzına. Kendi kendini tüketen Narkissos öldükten sonra ise nehirde bir nergise dönüşür.

            Yunan mitolojisinin sanata ve psikolojiye dokunmuş bu hikayesi Narkissos’tan narsisizm -özsevi- terimine dönüşmüştür. Bir psikolojik rahatsızlık olarak tanımlanan narsisizm kişinin kendi benliğine duyduğu büyük ilgi ve sevginin ciddi bir kişilik bozukluğuna dönüşümüdür. İnsan doğası ele alındığında aslında narsisizm çok uzak bir yere konumlandırılamaz. Çünkü insanlık var olduğundan beri, dünyadaki her şeyin kendisi için olduğunu düşünür. İhtiyaç dışı tahripleriyle açgözlü bir şekilde sömürüler gerçekleştirmiş birçok diktatörün hikayesi de bir kahramanlık hikayesi gibi anlatılır. Geçmişten günümüze birçok hikayede karşılığını bulduğumuz gibi artık çevremizde de narsist olduğunu düşündüğümüz karakterler bulmaya başladık.

Echo and Narcissus- John William Waterhouse

NARSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU VE OLUŞUMU

Daha çok erkeklerde görülen narsistik kişilik bozukluğu her kişilikte farklı şekillerde kendini gösterse de aslında tek bir amaca hizmet eder: kişisel benlik. Mütavazı ya da utangaç özellikler yansıtan birçok narsist bireyin çevrelerinden onay almadan yaşayamadıkları görülür. Hatta en belirgin özelliklerdir onay, takdir ve beğeni almak. İyi ya da kötü, doğru ya da yanlış çevreleri kesinlikle onlara destek çıkmalı ve olumsuz eleştiride bulunmamalıdır. Çünkü bunu bir saldırı olarak algılayan kişilik, kendini korumak adına hırçınlaşıp tıpkı Narkissos gibi kaybolup eriyebilir. Bencilliklerinin bir getirisi olarak başka duygu ve düşüncelere değer vermezler. Empati yapamazlar. Kibirden ziyade aslında kendilerini beğenmiş gibi davranırlar. Benliklerinde bulunan eksiklikleri yüksek bir büyüklük kompleksi ile örtmeye çalışırlar. Sıklıkla derin bir yetersizlik ve değersizlik hissederler. Bu yüzden hep kendilerini ispatlamaya, olmadıkları gibi davranmaya çalışırlar. Büründükleri kılık zamanla onlardan olur. Peşinde oldukları işleri tutkularından değil de genelde sonunda getireceği üne ve hayrana yani narsistik bir hedefe kavuşmak için sürdürürler. Başarısızlık, reddedilme onları ayrıca bunalıma da sürükleyebilir.

            Her kişilikte bir parça narsisizmin sağlıklı olduğu iddia ediliyor. Kişinin kendi benliğine saygı ve sevgi duyması belli ölçüde gerekli bulunurken, patolojik narsisizmin yıkıcı sonuçları göz ardı edilemiyor. Narsisizmin hem genetik bir karakter hem de sonradan kazanılan bir hastalık olduğu yönünde iki farklı görüş var. Benim fikrim daha çok sonradan kazanıldığı yönünde. Geç çocuklukta belirtileri ortaya çıkmaya başlayan bu rahatsızlığın en büyük sebebi aşırılıklarla ve eksikliklerle geçmiş bir çocukluktur. Ebeveynlerin aşırı ilgisi ya da ilgisizliği, ihmalkarlığı, aşırı korumacı ve soğuk yapıları, fiziksel-cinsel-psikolojik istismarlar (çevreden de olabilir) ve aşırı eleştiriler savunmasız bir çocuğun karakterini zehirlemektir bir bakıma.

In the Mirror- Auguste Toulmouche

            Freud narsisizmi “Dış dünyadan soyutlanan libidonun egoya yönlendirilmesi” olarak açıklar. Bebekler ilk doğduklarında bakıma muhtaç canlılardır. Dış dünyayı algılayamadıklarından, görüp duydukları her şeyi sadece kendileriyle özdeşleştirirler. Libidoyu egoya yönelik kullanan bebekler Freud’a göre birincil narsisizm evresindedir. Çünkü libido dış dünyaya yönlendirilemez bu evrede. Bakıma muhtaç olduğundan tek derdi acıkmak, susamak gibi kendisine yönelik tek gerçekliktir. Ona bakan kişinin de onun için olduğunu, bir başka deyişle ondan olduğunu düşünür. Bebek yaş aldıkça sadece ona bakımverenlerden çıkar ve çevreyle tanışır. Böylelikle libidosu egodan dağılır ve dış dünya nesnelerine yönelir. Fakat çeşitli sebeplerden bir engel ya da hüsran durumunda kişi libidosunu yine egosuna yönlendirebilir ki bu Freud’a göre ikincil narsisizm evresidir. Psikanaliz Kuramı’nın öncüsü Freud’un ikincil narsisizm evresinden farklı olarak aynı zamanda insanın zaten belli bir ölçüde çevreyle tanıştıktan sonra bile narsist kaldığı düşünülüyor. Bu da ikincil narsisizm olarak adlandırılıyor.

            Çevrenin de belli ölçüde değerli olduğu kişiliğin gelişimi sürecinde en büyük sorumluluk ebeveynlerin ihtiyatlı davranışlarındadır. Orta yolu bulmak kolay olmasa da bunun için çabalamak bile olumlu sonuçlar getirir. Ek olarak hangi yaş grubuna dahil olursa olsun, insanı eriten bu rahatsızlık için profesyonel bir destek mutlaka alınmalı.

      KAYNAKLAR
  1. https://icgoru.com/tek-kisilik-balo/
  2. NARSİSİZM VE NARSİSİZMLE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR ÜZERİNE BİR GÖZDEN GEÇİRME Meryem KARAAZİZ 1 , İrem ERDEM ATAK 2
  3. Ayna ayna, söyle bana: Narsisizm – Uzm. Dr. Şahabettin ÇETİN (Bilim ve Ütopya Dergisi)

Yasemin Karaman

Yasemin Karaman
Sosyal

4 thoughts on “NERGİSİN GÜZELLİĞİNDEN UZAK NARSİSİZM

  1. Çok doyurucu ve akıcıydı 🙂 mitolojik kısmını da görmek çok aydolatıcı oldu.. Elinize sağlık

  2. Ne kadar da harika bir yazı olmuş.. Hem konu, hem ele alış şekliniz, hem de seçtiğiniz görseller ayrı ayrı çok ilgi çekiciler. Kaleminize sağlık 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sosyal Hesaplarımız