Bedri Rahmi Eyüboğlu Eserleri ve Şiirleri

Bedri Rahmi Eyüboğlu hayatını sanata, edebiyata adamış ve bunu öğretici düzeyde de hayatı boyunca sürdürmüş entelektüel bir kişiliktir. Ressam ve şair olarak verdiği eserleri ile hep Anadolulu olma kimliğini ön plana çıkarmıştır.

Bedri Rahmi Eyüboğu Kimdir?

Bedri Rahmi Eyüboğlu 1911 yılında babasının kaymakamlık yaptığı Giresun’un Görele ilçesinde dünyaya gelmiştir. Aslen Maçkalı olan babasının 2. Dönem TBMM seçimlerinde Trabzon’dan milletvekili seçilmesi ile aile Trabzon’a yerleşmiş ve Bedri Rahmi eğitimine orada devam etmiştir. Lisede okurken resim öğretmeni tarafından resme olan yeteneği keşfedilen Bedri Rahmi, bu konuda teşvik edilmiş ve o dönem adı Güzel Sanatlar Akademisi olan İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi’nde eğitim almaya başlamıştır. Orada İbrahim Çallı ve Nazmi Ziya Güran’ın öğrencisi olmuş ayrıca Ahmet Haşim’den mitoloji ve estetik üzerine dersler almış, resim sanatı konusunda kendisini oldukça geliştirmiştir. Ardından aldığı eğitim bursu ile Paris’e gitmiş ve uzun yıllar orada eğitim almış ve resim sanatının ileri gelenleri ile tanışma ve müzelerde onların eserlerini kopya etme şansı yakalamıştır.

Şiire olan merakı lise yıllarında başlayan Eyüboğlu’nun halk edebiyatının masal, deyiş, şiir gibi her türüne duyduğu hayranlık hem resim sanatına, hem de şiirine çok belirgin bir biçimde yansımıştır. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri, batılı tarzdaki eğimi ile ustaca yoğurarak eserlerinde halk diline ve kültürüne yaklaşma çabasından asla vazgeçmemiştir. Verdiği eserler bu bakımdan değerlendirildiğinde resim ve şiirleri içerik açısından birbirine büyük benzerlik göstermektedir.

Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazım Hikmet’in Bursa cezaevinde olduğu yıllarda onun dilden dile dolaşan, hatta okuyanın ezberleyenin bile hapse atıldığı yıllarda, şiirleri ile tanışmış ve onun üslubundan çok etkilenmiştir. Hatta Nazım Hikmet’e olan hayranlığı o denli güçlü olmuştur ki, bu hayranlığını kendisinin, ‘Bursa’ adını verdiği, ancak edebiyat dünyasında ‘Zindanı Taştan Oyarlar’ ismi ile anılan bir şiiri ile taçlandırmıştır.

Bu şiiri 80’li yıllarda Zülfü Livaneli ‘Yiğidim Aslanım’ ismiyle sürgün olarak yaşadığı İsviçre’de besteleyerek, yine aynı günlerde bir konferans için İsviçre’de bulunan can dostu Uğur Mumcu’ya da dinletmiştir. Uğur Mumcu’da bu besteyi çok beğenmiş ve iki damla yaş gözlerinden süzülürken: ‘Muhteşem olmuş… Tüm demokrasi şehitleri için bir ağıt olmuş’ sözleri ile Livaneli’yi tebrik etmiştir. Ve yine hayat budur ki; 10 yıl sonra karanlık bir suikasta kurban giden Uğur Mumcu, yüz binlerle birlikte bu ağıtın eşliğinde ebediyete yolcu edilmiştir. Daha sonra Uğur Mumcu’nun söylediği gibi; bu şiir, birçok ‘demokrasi şehidi’nin ardından neredeyse bir marş olmuş, okunmuştur.

Bedri Rahmi Eyüboğlu yazdığı şiirlerde, aşk şiirleri de olsa, sosyal içerikli şiirler de olsa lirik, akıcı ve doğal bir üslup kullanmayı tercih etmiş, biçim, ölçü, uyak kaygısı yaşamamıştır.

1949 yılıdır ve İstanbul Büyük Klüp’te bir edebiyat meclisi toplanmıştır.  Aralarında Bedri Rahmi ve eşinin de olduğu bu mecliste, Bedri Rahmi’den bir şiirini okuması istenir. O da ayağa kalkarak, Karadut şiirini okumaya başlar.  Şiirini okurken gözlerinden süzülen yaşların nedenini, eşi de dâhil olmak üzere tüm salondakiler biliyordu.  Bedri Rahmi, bu duygu yüklü şiiri, yanında oturan eşi Eren için değil, kaybettiği aşkı Mari’ye yazmıştı. Ancak eşi Eren Hanım hayatı boyunca büyük bir sevgi ve sadakatle bağlı olduğu eşinin hayatının son günlerine kadar yanında olmuş ve hastalığı sürecinde de asla yalnız bırakmamıştır.

Bedri Rahmi düzyazı ile de eserler vermiş, gezi ve deneme türünde yazılar yazmıştır. Akıcı ve rahat bir üslup kullanarak kaleme aldığı gezi ve denemelerinde, yine halk kültürü ve sanatı hakkındaki kendi özgün fikirlerini dile getirmiştir.

İlerleyen yıllarda Paris’e ikinci gidişinde İnsan Müzesi’ni gezmiş ve orada ilkel sanatlar üzerine bir çalışmada yer almıştır. Bu çalışma ona, sanata karşı farklı bir bakış açısı kazandırmış ve eserleri bu dönemden sonra başka bir üslup kazanmıştır. Geleneksel halk motiflerinden ve kültüründen esinlenerek ürettiği desenleri, yazma ve kilim gibi ürünlerde kullanarak ‘Güzel Yararlı Olmalıdır’ felsefesini eserlerine yansıtmayı başarmış ve o yönde üretimler yapmaya devam etmiştir.

21 Eylül 1975’te İstanbul’da hayata gözlerini pankreas kanseri nedeni ile yuman Bedri Rahmi Eyüboğlu ardında unutulmayacak birbirinden güzel resim, gravür, fresk ve şiirler bırakmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sosyal Hesaplarımız