Ahmet Ümit, Elveda Güzel Vatanım

Elveda Güzel Vatanım, polisiye-tarih romanı türünde Ahmet Ümit’in ustalığını zirveye taşıdığı bir eseridir. Zaten yıllardır yazdığı polisiye romanlar ile zihnimizde labirentler açan ve bizi hiç ummadığımız sonlarla karşı karşıya bırakan yazar, bu kez de yakın tarihimizin labirentlerinde kimi zaman aşkla, kimi zaman siyasetle, kimi zaman da ikilemlerin içinde kalan ruhların içsel hesaplaşmalarıyla bizleri dolaştırıyor.

 Kitap 1926 yılında Selanikli Şehsuvar Sami adlı eski İttihatçının bir zamanlar çok sevdiği ve vatan kavgası uğruna terk etmek zorunda kaldığı Selanikli Yahudi sevgilisi Ester’e mektup yazmasıyla başlıyor ve bütün kitap boyunca da hikaye gün gün hatta an an mektuplarla ilerliyor.

Yazar, Şehsuvar Sami karakterinin gözünden 1908 yılında 2. Meşrutiyet’in ilan sürecinden başlayarak Birinci Dünya Savaşı’na kadar gerçekleşen olayların genel bir panoramasını veriyor okuyucuya. Şehsuvar Sami, haletiruhiyesi sürekli değişen, gelişen yani yaşayan, nefes alan, dinamik bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.

Bu dönem Osmanlı tarihinde belki de en karmaşık siyasi dönemlerden biridir. Bu dönemde, 2. Meşrutiyet, 31 Mart Vakası, 2. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi, İttihat ve Terakki’ye muhalefet ettiği için öldürülen gazeteciler, siyasetçiler, yazarlar, Trablusgarp Savaşı, Bab-ı Ali Baskını, Balkan Savaşları ve en nihayetinde bütün dünya düzenini değiştirecek olan 1.Dünya savaşı yaşanır.
Şehsuvar Sami bir yandan Ester’e hiç ulaşmayacak mektuplar yazarak 1908’den itibaren bu süreçlerde yaşadıklarını anlatırken, bir yandan da 1926’da başına gelen olaylarla mücadele etmek zorundadır. Atatürk’e düzenlenmeye çalışılan İzmir Suikast’ından sonra eski İttihatçılar birer birer avlanmaktadır ve elbette mimlenmiş bir ittihatçı olan Şehsuvar Sami de bu yaşananlardan payına düşecekler adına endişe duymaktadır.

Kitap genel olarak mektup şeklinde ilerliyor ilk bölüm daha çok dönemin tarihsel olaylarını irdelerken, ikinci bölümde yazar daha çok okuyucunun aşina olduğu polisiye tarzına doğru hikâyeyi sürüklüyor. Ama romanın başından sonuna kadar kavuşması imkânsız olan aşkı her satırda kendini hissettiriyor. Şehsuvar Sami, bir aydın ve vatansever olarak tarihin bir dayatması sonucu aşkı ve vatanı arasında bir seçim yapmak zorunda kalmış ve seçiminin sonuçlarını da hayatının geri kalanı boyunca sorgulamıştır.

Romanda anlatılan tarihsel süreç az çok bilinmeden, kitabın anlaşılması biraz güç olacağından ön bir araştırma sonrasında okunması, eserin anlaşılması bakımından önemlidir. Genel hatları ile kısaca o dönemin siyasi durumundan bahsetmek gerekirse; Abdülhamit’in uyguladığı baskıcı rejime karşılık Meşrutiyet tekrar ilan edilmiştir. İttihat ve Terakki yönetimi ele geçirmiş ancak zaman içerisinde onlar da siyasetin kanlı oyunlarına bulaşıp, giderek Abdulhamit dönemine benzer uygulamalara girişmişlerdir.  Bu yanlış uygulamalar zamanla cemiyetin kurucuları olan Enver-Cemal-Talat üçlüsünün bile arasını açmıştır. Cemiyette üç başlılık sorunu ortaya çıkmış, Cemiyetin kurucuları fikir ayrılığına düşmüşlerdir. Enver Paşa en üst rütbede olmak ve diğerleri üzerinde söz sahibi olmak istiyordu. 1.Dünya Savaşı sürecinde izlediği yanlış politikalar ile gizlice Almanya ile anlaşma yapmış ve Osmanlı Devletini savaşa sokmuştur. Alman hayranlığı ve hayalperest kişiliği ülkeye çok büyük kayıplar verdirmiş, Sarıkamış ve Ermenilerin Tehcir Olayları bu süreçte yaşanmıştır. Osmanlı devleti sona yaklaşmış, iki cephede yaşanan zaferler işe yaramamış ve savaş kaybedilmiştir. Bu yaşananların ardından 1926 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti sona ermiştir. Talat, Enver ve Cemil paşalar ülkeyi terk etmek mecburiyetinde kalmışlar ve gittikleri yerlerde suikasta uğramışlardır.

İşte bu olayları 1908 yılından itibaren cemiyetin içinde bulunarak yaşamış olan Şehsuvar Sami saklandığı otel odasında eski ittihatçı kimliği ile her an tutuklanma korkusu yaşayarak,  sürekli Ester’e belge niteliğinde mektuplar yazmaktadır. Tüm yaşadıklarını mektuplaştırdıktan sonra daha fazla yaşamak için sebebi kalmadığını düşünen Şehsuvar Sami saklandığı otel odasında tek kurşunla intihar eder. Yazdığı mektuplar ise ölümünden bir süre sonra sevmekten asla vazgeçmediği Ester tarafından roman olarak yayımlanır. İşte okuduğumuz tam da bu romandır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sosyal Hesaplarımız