Select Page

Hattuşaş – Anadolu’da İlk Başkent

Hattuşaş – Anadolu’da İlk Başkent

28 Kasım 1986 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Hattuşaş (Çorum, Boğazköy), Anadolu’nun ilk imparatorluğu Hititler’in başkenti olarak Anadolu’da yüzyıllar boyunca çok önemli bir merkez olmuştur. 5000 yıl önce bu bölgelerde yerel halkı olan Hattiler yaşıyordu. Bu topraklara Kuzey Yarıküre’den iklim koşullarının daha da ağırlaşması nedeni ile gelen halk Hattilerle buluştu ve kendilerine Hititler adını verdiler.  İlk sahipleri Hattiler tarafından “Hattuş” olarak adlandırılan şehir, Hitit egemenliğine geçtikten sonra “Hattuşaş” olarak anılmaya başlandı.

M.Ö. 1700’lerde Kussar (Kuşşara) şehrinin kralı Anitta tarafından alınan Hattuşaş, yine Anitta tarafından da yıkılmıştır. Yazılı kayıtlara göre Anitta ilk Hitit kralıdır. Yaklaşık yüzyıl kadar sonra şehir I. Hattuşili tarafından yeniden kurulmuştur. Şehir Hattuşili yönetiminde çok parlak bir dönem geçirmiş ve 400 yıldan uzun bir süre uygarlığa başkentlik yapmıştır. Anadolu’da ilk örgütlü devlet yapılanması onun zamanında kurulmuştur. Yine atların evcilleştirilerek iş ve ulaşımda kullanılması da Hititlerce gerçekleştirilmiştir. Günümüze kadar gelebilen kalıntılardan anlaşıldığı üzere büyük çoğunluğu Büyük Kral IV. Tudhaliya dönemine ait olan tapınaklar, kraliyet konutları ve surlar bulunmaktadır.

hattusas 1

Hattuşaş’a bir bakış

Çorum ilimize 84 km. uzaklıkta bulunan Boğazkale ilçesi yakınlarında yer almaktadır. Hattuşaş kalıntıları ve bilinen tarihin ilk yazılı belgeleri, kenti çepeçevre saran kerpiç ve tuğladan yapılmış surları, surların geçit verdiği yerlerde iki yanında aslan kabartmalı anıtsal Hitit kapıları ile görkemli bir imparatorluğun izlerini günümüze taşımaktadır.

hattusas 2

Hattuşaş’ın neredeyse bütün fotoğrafları ile özdeşleşmiş olan kapılarından Aslanlı Kapı, Hitit-Mısır ilişkilerinin ilham verdiği anlaşılan Sfenksli Kapı, yukarı kentten aşağı kente geçit veren ve askeri amaçla kullanıldığı düşünülen tünele açılan Yerkapı ve kentin doğu tarafında yer alan,  şu an orijinali Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde bulunan ve yerinde alçıdan kopyası duran,  tanrı-kral kabartmalı Kral Kapı anıtsal Hitit kapı mimarisinin günümüze kalmış eşsiz örneklerindendir.

Çivi Yazılı Tabletler

Hititler döneminden yaklaşık 25.000 adet çivi yazılı tablet günümüze kadar gelebilmiştir. Bu tabletlerin bir kısmı şu an Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde, bir kısmı ise İstanbul Şark Eserleri Müzesinde ve Çorum Müzesinde sergilenmektedir. Hint-Avrupa dilleri kökeninde çivi yazısı ile yazılmış olan bu tabletlerden dönemin tarihsel gelişmeleri, yaşam tarzları, toplumsal kural ve yasaları hakkında önemli bilgiler günümüze aktarılmıştır. Bir anlamda ‘dünya belleği’ olan bu belgeler arasında tarihin ilk yazılı anlaşması olarak kabul edilen ve Mısır ile Hititler arasında yapılan Kadeş Anlaşması da yer almaktadır.

hattusas 3

Hititler köleci bir toplumdu. MÖ 17. yy.’ın ikinci yarısında köleler Krala karşı ayaklanmış ve bu olay çivi yazılı tabletlerde kayda şöyle geçmiştir: ‘’Kral oğulların köleleri başkaldırarak, efendilerinin evlerini başlarına yıktılar ve onların kanlarını döktüler.’’

Hattuşaş’ta Büyük Kale

Hattuşaş kalıntıları arasında yer alan ‘Büyük Kale’ bir iç kale görünümündedir. Burada krallar ve yakınları, birbirine bağlı büyük avluların içinde farklı işlevleri olduğu anlaşılan sarayda yaşamışlardır. Sarayın en dikkat çeken bölümü, birbirine paralel 5 uzun salondan oluşan ve devlet arşivi ya da kütüphane olarak kullanıldığı düşünülen bölümdür. Bu alanda yapılan kazılarda 3.000 adetten fazla çivi yazılı tablet bulunmuştur. Kadeş anlaşmasının hükümlerini de içeren bu tabletlerin yer aldığı bu tabletlerde devrin siyasal tarihi, edebiyatı, mitolojisi, büyü, din ve hukuk işleri gibi konular hakkında da oldukça geniş bir bilgi hazinesine ulaşılmıştır.

hattusas 4

Kazılardan elde edilen tabletlerden anlaşıldığı üzere Hititler çok tanrılı bir inanç sistemini benimsemişlerdir. Hatta kendilerini ‘bin tanrılı halk’ olarak tanımlayan Hititler, başkentlerine bu amaçla tapınaklar inşa etmişlerdir. Bunlardan en eski ve görkemli olanı Büyük Tapınak olarak adlandırdıkları ibadethaneleridir.

hattusas 5

 

Çok tanrılı Hititlerin inançlarında üç tanrının yeri diğerlerine oranla daha önemlidir. Bölgenin yerel halkı olan Hattilerden alıp benimsedikleri fırtına tanrısı Teşup, Arinna kentinin Güneş tanrıçası ve Teşup’un oğlu Telepinu. Büyük tapınak Teşup’a adanarak inşa edilmiştir. Günümüze kalan kabartmalarda Teşup, bir elinde topuz veya baltayla diğer elinde ise şimşek demetiyle tasvir edilmiştir. Tapınağın çevresinde hiyeroglif ve çivi yazılı tabletler ve pithosların* bulunduğu depo ve atölyelerin varlığı dikkat çekmektedir. Arkeologlar bu yapının aynı zamanda ticari amaçla kullanılan bir merkez olduğunu da düşünmektedirler.

hattusas 6

*PİTHOS: Antik Çağ’da genellikle şarap ve zeytinyağı gibi sıvı ürünleri ayrıca kuru tarım ürünlerini depolamakta kullanılan büyük küplere pithos adı verilmektedir. Ayrıca bu dev pithoslar o dönemde tabut olarak da kullanılmaktadır. Pitosların içine yerleştirilen ölüler derin kazılmış toprak altına gömülerek defnedilmekteydi.

Biliyor musunuz kategorimiz de ‘Hasankeyf’ ile ilgili de merak ettiklerinize ulaşabilirsiniz!

About The Author

jasmin

Okumayı, araştırıp öğrenmeyi seven bir kişi olarak;''Bildiğini bildirmek!'' sorumluluğundan hareketle, hayatla ilgili tecrübelerimden edindiğim birikimi insanlarla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Hayatta maddi olan bir şey paylaşıldığında, bir taraf artarken diğer taraf eksilir. Oysa ki, ''bilgi paylaşıldıkça artar''.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir