Select Page

Hasankeyf Tarihi Sular Altında Kalıyor!

Hasankeyf Tarihi Sular Altında Kalıyor!

Hasankeyf Tarihi Sular Altında Kalıyor!

Hasankeyf Anadolu’ya bırakılan miraslar arasında korunmaya ve kollanmaya en acil ihtiyaç duyan kasabalardan birisidir. 1981 yılından bu yana UNESCO’nun ‘Korunması Gereken Dünya Mirası Listesi’nde yer almasına rağmen, bölge zaman zaman sular altında kalma, şimdi de dinamitler ile yıkılma tehlikeleri ile karşı karşıya bulunmaktadır. (Dicle nehri üzerine yapılması planlanan ‘İlsu Barajı ve Hidroelektrik Santrali’ ayrıca ‘Antik Liman’ projesi nedeni ile 12 bin yıllık tarih sular altında kalma ve yıkılma tehlikesi altındadır.)

Hasankeyf 1

Hasankeyf Dicle kıyısından 100 metre yükseklikte yer alan tepelerde kurulmuş olan bir kale kenttir. Kalenin yekpare taştan olmasından dolayı dilimizde “Taş Kalesi” olarak anılmaktadır. Hasankeyf’in ne zaman kurulduğu eldeki bilgi ve verilerin yeterli olmaması nedeniyle şimdiye kadar karanlıkta kalmış olmakla birlikte kuruluşu hakkındaki görüşler; mesken olarak kullanılan çok sayıda mağara bulunması, şehrin jeopolitik yapısı ve önemi Hasankeyf’in çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Hatta bazı görüşlere göre, kuruluşu antik döneme kadar uzanmaktadır.

Hasankeyf 2

Kale içinde yer alan yapılardan çok azı günümüze ulaşmıştır. Bunlardan en önemlisi 14.yy.dan kalma Ulucami’dir. Ulucami’nin hemen alt tarafında tarihi 12. yüzyılı gösteren Artuklu sarayının temelleri bulunmaktadır.

Hasankeyf 3

Hasankeyf Hakınnda Daha Fazlası

Romalılar döneminde elden geçirilerek üs olarak kullanılan kalede 2000’e yakın günümüze kalan mağara da bulunmaktadır. 1970’li yıllara kadar içlerinde insanların barındığı bu mağaralarda halen birkaç aile de yaşamaya devam etmektedir. 1409 yılında Eyyubiler tarafından yapılan ve özellikle de minaresi ile ilgi çeken Cami-el rızk, kale dışında dikkati çeken en önemli yapılardandır. Ayrıca Akkoyunlu Uzun Hasan’ın Otlukbeli savaşında ölen oğlu Zeynel Bey için yaptırdığı soğan kubbeli kümbet de mimari yapısı ile farklılık göstermektedir.

Hasankeyf’i karakterize eden bir diğer yapı da Artuklular döneminden kalma taş köprü kalıntısıdır. Günümüze sadece Dicle üzerinde yükselen ayakları kalan köprünün mimarisinde kesme taş, moloz, tuğla ve ahşap malzemeler kullanılmıştır. Birbirinden 40 metre uzaklıkta konumlanmış olan köprü ayakları aynı zamanda gözetleme kulesi olacak şekilde tasarlanmış, çevresi de kabartma insan figürleri ile süslenmiştir. Yüzyıllarca Dicle nehri üzerinden İpek Yolu’na geçit veren bu yapının, zamanında dünyanın en büyük köprüsü olduğu düşünülmektedir.

Hasankeyf 4

Hasankeyf, Diyarbakır ve Cizre şehirleri arasında önemli bir kara ve su yolu üzerinde bulunmaktadır. Bu bölgede savaşların çok olması ve ticaret yollarının buradan geçmesi bir yerde Hasankeyf’i kültürlerin kavşak noktası haline getirmiştir. İran ve Asya’nın iç kesimleri, kültür olarak doğu Akdeniz, Mezopotamya, Roma ve Bizans kültürleri ile bir arada yaşadığından Romalılar, İran sınırını denetim altında tutabilmek için Hasankeyf’e kale inşa etmişlerdir. Miladi üçüncü asırda İranlılar Mezopotamya’yı ele geçirince Roma imparatoru Diyokletion de harekete geçerek, bütün Mezopotamya ve Dicle nehrinin doğusundaki yerlere hakim olmuştur.

Antik kent, sırası ile Emeviler ve Abbasiler döneminden sonra, Hamdaniler Mervaniler denetiminde kalmış, daha sonra Artuklular’ın eline geçmiştir. Hasankeyf Asurlar tarafından kurulmuş ancak Artuklular tarafından başkent yapılarak imar edilmiş ve en parlak dönemini de Türkmen boylarından olan Artuklular zamanında yaşamıştır. Artukoğulları Hasankeyf ile beraber Diyarbakır, Mardin ve Harput’ta hüküm sürmüşlerdir. Aynı dönemde doğunun en kuvvetli devletlerinden birisi olan Eyyubiler Mısır, Suriye ve Yemen’de hüküm sürmüşler ve Hasankeyf’i de denetimleri altına alarak 130 yıllık Artukoğulları dönemine de son vermişlerdir.

Hasankeyf

Eyyubiler Hasankeyf’te özellikle mimari alanda faaliyet göstermişler ayrıca ilim, sanat ve kültürel anlamda da çok önemli eserlere imza atmışlardır. Ancak Moğol istilasından Hasankeyf de nasibini almış ve büyük oranda tahrip edilerek yağmalanmıştır.

Hasankeyf 5

Eyyubilerin ardından Hasankeyf’e Akkoyunlular hakim olmuş ve 15. yy. başına kadar burada hüküm sürmüşlerdir. Akkoyunlulardan sonra Hasankeyf İran Safavileri’nin hâkimiyetine geçmiştir. 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim’in doğu seferi ile birlikte Hasankeyf Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bu dönemde Hasankeyf çevredeki aşiretleri idare eden merkezi bir hanedanlık konumunda olup, buna paralel olarak iktisadi ve ticari alanda büyük bir atılım göstermiştir. Bu dönemde şehir nüfusunun 10.000. civarında olması ise Hasankeyf’in büyük bir yerleşim merkezi olduğunun en önemli göstergesidir. Erken ortaçağ tarihi ve yapıtlarından anlaşıldığı üzere Hasankeyf kültür ve uygarlıkların kaynaşma merkezi olmuştur.  7000 civarında halkın yerleşik olarak, yazları serin kışları sıcak olan ve ortaçağ şartlarında çok da modern sayılabilecek mağaralarda hayatlarını sürdürdükleri anlaşılmaktadır.

Hasankeyf 6

Hasankeyf, Batman-Midyat karayolunda önemli bir geçiş noktası üzerinde yer almaktadır. Batman’a 37 km uzaklıktaki Hasankeyf’e, bir başka tarih hazinesi olan Mardin (hakkındaki yazımızı okumak için lütfen tıklayınız! )üzerinden de ulaşılabilmektedir. Hasankeyf’in Mardin’e uzaklığı 110, Midyat’a uzaklığı ise 44 km’dir.

Tarihimize ve kültürel miraslarımıza sahip çıkalım!

 

About The Author

jasmin

Okumayı, araştırıp öğrenmeyi seven bir kişi olarak;''Bildiğini bildirmek!'' sorumluluğundan hareketle, hayatla ilgili tecrübelerimden edindiğim birikimi insanlarla paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Hayatta maddi olan bir şey paylaşıldığında, bir taraf artarken diğer taraf eksilir. Oysa ki, ''bilgi paylaşıldıkça artar''.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir