Jose Saramago, Körlük Roman Tanıtımı

1998 Nobel Edebiyat ödülünü KÖRLÜK ve GÖRMEK ikili romanı ile alan Jose Saramago’nun bu muazzam eseri bizde de Kırmızı Kedi tarafından yayınlanmış. Çevirisini dildeki bütün marifetini başarı ile ortaya koyan Işık Ergüden yapmış. Adeta okurken kitabın gerçek anadilinin Türkçe olduğunu size düşündürecek kadar doğal bir akış içerisinde dilimize kazandırılmış olan KÖRLÜK romanı 331 sayfa.

Jose Saramago, Körlük Romanı Dil ve Anlatımı Üzerine;

Roman çevirisinde Ergüden, yazarın kendi orijinal yazım şekline sadık kalmış bu şekliyle de okuyucuya farklı bir deneyim yaşatmıştır. Yazar, tüm farklı kişilere ait konuşmaları bir tek cümle içinde ele alarak, konu hakkında herkesin fikrini tek bir cümle gibi konuyu dağıtmadan dile getirmiş. Biraz açmak gerekirse; bu anlatım şeklinde yazar, romanda bulunan 5-6 karakterin konuşmalarını kişi adı ve konuşma çizgisi ile ayırmadan bir tek cümle içerisinde sadece virgüller ile ayırarak veriyor. Ama o anlatım içerisinde okuyucu karakterleri o kadar iyi tanıyor ki, kimin ne dediğini kolayca ayırabiliyor. Okuyucu olarak önce bu tarz bir anlatımı garip karşılasak da bu öyle bir ustalık ve doğallıkla kaleme alınmış ki bir süre sonra siz de ister istemez akışa kapılarak bir roman karakteri halinde kendi fikrinizi beyana başlıyorsunuz ve tamamen farkında olmadan oluyor bu katılım. Belki de yazarın okuyucu üzerinde yaratmak istediği etki tam da budur. Saramago’nun kıvrak dil cambazlığı okuyucunun sürekli beyin fırtınası yapmasını ve romana interaktif bir katılım yapmasını tetikliyor. Bu da dönüp kendinizi, insanlığınızı ve hatta insanlığı sorguladığınız bir ritüel halini alıyor. Bunu kendi adıma söylemeliyim ki, gerçekten eşsiz bir deneyim…

Jose Saramago, Körlük Romanı Konusu Hakkında

Jose Saramago’nun Körlük romanı adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, yine adı bilinmeyen insanların arasında geçmektedir. Orada yaşayan insanlar bir anda başlayan körlük salgını ile karşı karşıya kalmışlardır. Bu salgın hiç kimseyi dili, dini, mesleği, sosyal statüsü, yaşlı ya da genç oluşu ile ayırmamış ve hepsini aynı korkunçlukla etkisi altına almıştır. Bu beklenmeyen trajik süreci dehşet verici deneyimler ile yaşamak zorunda kalan insanlar gerçekte kim ve ne oldukları ile de yüzleşmek zorunda kalmışlardır. Bu detaylara roman hakkında spoiler vermemek adına girmiyorum, çünkü bu romanda okuyucu kendi gerçekliği ile de bir şekilde yüzleşiyor. (Spoiler, daha önce karşılaşmadığımız bir eser hakkında detay içeren, kişilerin duygu ve düşüncelerini etkileyen ipuçlarıdır.)

Jose Saramago, Körlük Romanının Bendeki Yansımaları

Canlıların hayvanlar ve bitkiler olarak sınıflandırılmasında insanlar da hayvan kategorisinde kabul ediliyor. Temel ihtiyaçların yoksunluğu söz konusu olduğunda o temel hayvani içgüdü tüm acımasızlığı ile doğasına keskin bir dönüş yapıyor. İşin içine aklın ve zekanın da girdiği böyle bir durumda neler yaşanabilir!? Hayatta kalabilmek için karşılanması gereken ihtiyaçlar ile yüzleşildiğinde eğitim, asalet, adalet, nezaket sosyal bir sınıf olduğunu düşündüğümüz insanda hiçbir anlam ifade etmiyor.

Yaşanan bu dehşet verici olaylar yazarın kaleminden öyle bir zarafetle kâğıda dökülüyor ki, aynı anda yaşanan olayların korkunçluğuna tanıklık edip gözbebekleriniz büyürken tüm bunlara tezat iğrenemiyorsunuz, şaşıramıyorsunuz. Çünkü o anda siz de oradasınız ve yapılabilecek en doğal ve doğru olan şeye şahit olup kabulleniyorsunuz sadece…

Romanda karakterlerin adı yok, belirgin bir yaşları yok, sosyal sınıfları yok… çünkü kör olma, görmeme olgusu bunların hepsini anlamsız ve değersiz kılıyor. Karşınızda bulunan kişi en yalın ve ilkel hali ile İNSAN! Sadece insan…

Jose Saramago Hakkında

Jose Saramago  (1922-2010) Portekiz asıllı bir yazar. Aynı zamanda gazeteci olan Saramago’nun oyun ve şiir türünde de eserleri bulunuyor. Eserleri 25 dile çevrilmiş yazar ellili yaşlarından sonra eserleri ile tanınmaya başlamış ve romanları satış rekorları kırmıştır. Sadece Portekiz’de eserlerinin satışı 2 milyonun üzerine çıkmıştır. Din ile ilgili düşünce ve felsefesini yansıtan eserleri Portekiz’de yasaklanınca Saramago Kanarya Adalarına yerleşmiş ve ölene kadar da orada yaşamını sürdürmüştür. 1969 yılında Portekiz Komünist Partisi üyesi olan Saramago’nun eserlerinde bu dünya görüşünün etkilerine rastlanmaktadır.

Jose Saramago tam bir dil üstadı, kalemi de bir o kadar kuvvetli. Bu ikisi bir araya geldiğinde ortaya muazzam bir eser çıkıyor. Yaşarken insan olarak bazı duyguları dile getiremeyiz kelimelerimiz, dağarcığımız o duyguları ifadede aciz ve yetersiz kalır. Ama Saramago da böyle bir şey yok. O her duyguyu sizin beyninizin tüm labirentlerinde dolaştırarak oradan ruhunuza ve yüreğinize tüm doğallığı ile aktarabiliyor… Ve en güzeli o duygu size ait oluyor…

Herkese keyifli okumalar dilerim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sosyal Hesaplarımız